Subscribe to Feeds
16 Jan

Marketing ve PR Çalışmalarında Twitter Kullanarak Başarılı Olmanın İlk Adımları

BY: admin

Marketing ve PR Çalışmalarında Twitter Kullanarak Başarılı Olmanın İlk Adımları

1.    TWİTTER’A KAYIT VE ETKİLİ BİR PROFİL YAZISI
Herşeyden önce Twitter hesabınız yoksa Twitter’a kayıt olmalısınız. Birden fazla şirketin sosyal medya ayağını yönetiyorsanız her bir şirket için ya da şirketin faaliyet alanı ile ilgili nickname/kullanıcı adı alarak kayıt olunmalı.

Profil yazınız ne işle meşgul olduğunuzu iyi anlatabilmeli. Kısa, net ve arama motorlarına filtrelenebileceğiniz uygun anahtar kelimelerle oluşturmalısınız profil yazınızı.

2.    TWİT ATAN GÜNCEL BİR PROFİL

Twitter’a üye oldunuz ve etkili bir profil yazısı koydunuz. Günlük belli bir gönderi sayısında bulunmazsanız hesabınız sönük kalacaktır. Güncel bir takipçi sayınızı artırarak, hakkınızda bol bol mention yaptırabilirsiniz. Aynı zamanda ne kadar çok gönderi o kadar çok arama motoru sonucu getirmektedir.

Şirketinizle ilgili güncel haberleri paylaşın, yazdığınız makaleleri, stoklarınıza yeni katılan ürünleri tanıtın, yeni çıkan ürünleri tanıtın. Beğendiğiniz yazıları paylaşın ve çektiğiniz fotoğrafları paylaşın. 140 karaktere sığdırabildiğiniz kadar içerik sığdırın. Fazla ürün ve firma tanıtımı içeren içerik koymadan yapın bunu. Takipçileriniz sıkılmasın.

3.    SOSYAL ÇEVRE

Yazdığınız twitlerle beraber güncel profile sahip olan kullanıcıları takip ederek onların da sizi takip etmelerini sağlayınız. Böylelikle firmanızı ve kendinizi o kadar çok kişiye pazarlayabilirsiniz.

Bunların yanında kendi blogunuzda, Facebook, FriendFeed ve StumbleUpon gibi sosyal platformlarda twitter hesabınızı paylaşın ve herkesin görmesini sağlayın. Profilinizi ziyaret edenler etkili olan profil yazınızla beraber sizi takip etmeye başlayacaktır.

Devamını okumak istiyorum, o halde tıklayayım : ) »

08 Jan

Öyle bir hasta olmuşum ki

BY: admin

Nereden kaptığım bilinmez bir virüsle adeta 4 gündür evde yatalak durumdayım. Neyseki şimdi hemen hemen atlatmak üzereyim bu rahatsızlığı.

İşyerindeyim, önce hafif bir baş ağrısı başladı sonrasında ateş. Derken kılımı kıpırdatamayacak hale geldiğimde artık şirketten çıkıp eve geçtim. Bu ÜSYE durumu ile ilgili eve geçer geçmez ilaç takviyesi alıp hemen istirahate çekildim ama hayatımda yaşamadığım ağrıyı halsizliği yaşadım. Bu geceler nasıl geçti bilmiyorum. Zaman geçmedi bir türlü yatakta. Sağa dön, sola dön. Sabaha kadar aynı terane. Kestane balıydı şuydu buydu derken şimdi biraz daha iyiyim. Hastalığımı sıradan bir üsye vakası diye düşünmüştüm ama semptomlarına baktığımda adı lazım değil bu hayvanın gribinden olmuşum sanki : )) Önce iyi bir ateşle, ağrıyla vuruyor seni. Sonra hareketsiz, halsiz bırakıyor. Aman Allah korusun dostlar, dikkat edin kendinize. : )

Virüslerle uğraşırken sağlam bir virüs yemek manidar geldi bana : )

 

03 Jan

Ölmeden önce yapmak isteyip de yapamadığınız şeyler var mı?

BY: admin

Evet, başlık harbi rahatsız edici : ) Güzel güzel yaşıyorken ölmeden önce yapacağımız şeyler diye bir liste çıkarmakta ne ola ki? : )) Dünyada çok az organizasyon bulunuyor bu konuda. Bunlardan bir tanesi de ülkemizde. Sistem çok basit işliyor. Üye olup ölmeden önce yapmak isteyip de henüz yapamadığınız şeyleri gönderiyorsunuz. Sizinle aynı hobiye sahip kişilerle tanışıp kaynaşabiliyorsunuz. Aldığınız oylarla listeleriniz daima popüler kalıyor. Gelin size site yazarının tanıtım yazısını okutayım; :p

olmedenonce.org’a hoşgeldiniz!

Sitemizin ismi size biraz ürkütücü gelebilir. Neden böyle bir site açma gereği duyduk anlatalım istiyoruz : )

2007 yılında Rob Reiner‘ın yönettiği ve Morgan Freeman ile Jack Nicholson‘ın başrolü paylaştığı “The Bucket List” -Türkçeye “Şimdi Ya Da Asla” olarak çevrilmiştir- ABD yapımı filmi izlemişsinizdir. İzlemeyenler için filmin konusu şöyledir;

 ”Milyoner şirket sahibi Edward Cole (JACK NICHOLSON) ile işçi sınıfına mensup araba tamircisi Carter Chambers’ın (MORGAN FREEMAN) dünyaları apayrıdır. Yolları, bir hastane odasını paylaşmalarıyla kesişir ve iki ortak noktaları olduğunu keşfederler: “Tahtalı köyü boylamadan önce” hayatlarının kalan kısmını hep yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle farkında olmadıkları bir barışma ihtiyacı. Birlikte, hayatlarının araba seyahatine çıkarlar; ve bu süreçte dost olur, hayatı dolu dolu, içgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler. Her macera, listelerine yeni bir madde ekler.”

Kaynak: The Bucket List

Özeti okuduğunuz gibi hayatlarının sonuna gelen bu iki kafadar kendilerine bir “bucket list” yaparak hayatlarının son dönemlerini eğlenceli, adrenalin dolu ve yapmak isteyipte hiç yapamadıkları şeyleri tamamlamaya başlarlar.

Bize ilham olan bu filmden sonra yine ABD’de Before I Die diye başlayan bir şehir efsanesi. New Orleans’da metruk birkaç binanın üzerinde “Before i die…” diye başlayan yazıları insanlar ellerindeki tebeşirlerle dolduruyorlar. Yani “Before i die be happy – Ölmeden önce mutlu olmak istiyorum gibi-” şeklinde dolduruyorlar. “Yaşadığınız şehirleri daha rahat, daha yaşanabilir hale getirmeye çalışıyoruz” düsturuyla yola çıkan reklam şirketinin oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

Evet, lokal olarak New Orleans’da başlayan bu kampanyayı biz de ülkemizde başlatıp yaymak istiyoruz. Şu kısacık dünya hayatımızda ölmeden önce yapmak istediklerimizi paylaşalım. Bizimle aynı hobiye sahip arkadaşlar edinelim. Kim bilir “The Bucket List” deki gibi birkaç arkadaş kafa kafaya verip ölmeden önce yapmak istediklerinizi yapabilirsiniz?

Devamı için tıklayınız…

29 Nov

Adidas, o kadar da büyük bir marka değil!

BY: admin

Marka, kalite takıntılı birisi olarak aldığım bir üründe hata ya da sorun olduysa hakkımı aramak gibi iyi bir yanım da var.

Fi tarihte bir LTB jean almıştım. 2 yıl garantisi olan bir ürün. Kullandıktan 1,5 sene sonra pantolon taşlamasının olduğu yerden yırtıldı. Değişmeme ihtimali olan bir durum ama yine de gönderip sonucu görmek istedim. Ürünü şubeye verdikten 2 hafta sonra aradılar. “Efendim yeni pantolonunuz gelmiştir, şubemize buyurun alın” : )) LTB’nin bu hassasiyetine hayran oldum kısaca. Böyle markalar da var ama Adidas gibi markalar da var.

Gelelim benim Adidas mevzusuna. Haziran ayında Beyaz Brasic modelini satın almıştım. Ayakkabıyı şehir koşullarında haftada en fazla 2-3 kere kullanmışımdır! Ama nasıl bir malzeme kullanıldıysa ayakkabının3 ay içinde esneme noktaları hep çatladı, yırtıldı. Bu seferki Adidas deneyimi tam bir fecaat oldu yani. Ben de haliyle normal bir tüketici gibi ayakkabıyı doğru aldığım mağazaya götürdüm. İstanbul merkeze gönderildi ayakkabı. 3 hafta sonra ayakkabıyı geri göndermişler.

Gerekçe ise; “Başvurunuz uzmanlarımız tarafından incelenmiş ve yapılan inceleme sonucunda başvurunuza konu olan sorunun, üretim aşaması ve/veya kullanılan malzemeden kaynaklanmadığı tespit edilmiştir. (özensiz kullanım)…”

Münasip bir yerimle güldüm önce. Hangi ayakkabıyı alırsanız alın 3 ayda sorun yaşamazsınız :) Yaşasanız da böyle abuk bir mesajla irrite edilmezsiniz. Ayakkabıyı şehir koşullarında değil de dağ koşullarında kullandık sanki. Bu yaptıkları incelemeyi de hangi kritere göre neye göre yaptıklarını da bilmiyorum. Markayız diye üretim hatası yok kullanıcı hatası diye geçiştirilecek bir durum oluşturuyorlar. Bu cevaplarından sonra sikayetvar.com’dan aynı sorunu araştırdım. Bir sürü şikayet var. Hiçbirine de lütfedip cevap bile vermemişler. Neden? Sözümona büyük bir marka ya. Kusursuz ürünleri var ya!

Bunun üzerine şikayetvar ile hiç uğraşmadan hemen Tüketici Hakem Heyeti’ne giderek şikayette bulundum. Ayakkabıyı incelediklerinde hak verdiler ama yasal sürecin bitmesini bekliyorum. Daha öncekiler gibi bunda da haklı çıkacağıma eminim. Bu olaydan sonra kesinlikle Adidas markasının yanına bile yaklaşmam. Marka hizmet kalitesi berbat.

11 Nov

Esinti 3

BY: admin

Geçmişe özlem duyarsın bazen, hani çocuk olduğun zamanlara.
Hani hata yaptığında; “Çocuktur, olur böyle şeyler” dedikleri zamanlara.

N’apalım insanoğlu hatayla kavruluyor.